Sağlık Bakanlığı'ndan ÖSS önerileri

  • 9/6/2009
Sağlık Bakanlığı, 14 Haziran Pazar günü yapılacak Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) öncesi adaylara, "Sınava girecek kişi, 'Başaramayacağım, sorular zor olacak, bilmediğim konular çıkacak' gibi kendisiyle iç konuşmalar yapmamalıdır. Varolan kaygınızı paniğe dönüştürmeyiniz. Eğer aşırı bir kaygıya kapılmışsanız 2 dakika sınavı bırakınız" önerisinde bulundu.

Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, sınavın sadece bilgileri sınamak olduğu düşünüldüğünde başarının e okul  o oranda artacağını vurgulanarak, sınav kaygısının başarının önündeki en büyük engel olduğu belirtildi.

Kaygıyı 'kişinin okulda herhangi bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı fiziksel, zihinsel ve davranışsal değişmelerin duygu durumu' olarak belirtilen açıklamada, kaygının öğrenme ve başarı üzerinde olumsuz etkileri olduğuna e okul  dikkati çekildi. Sınav öncesinde öğrenilen bilginin sınav sırasında kullanılmasına engel olan, okul başarının düşmesine yol açan yoğun duygu halinin ise 'sınav kaygısı' olduğu belirtilen açıklamada, "Sınav kaygısının belli düzeyde her bireyde hissedilmesi olağandır. Bu kaygı motivasyonumuzu da arttıracağı için beraberinde başarımızı da destekleyecektir.

Kaygı rahatsız edici boyuta ulaştığında ise yani panik telaş ve aşırı heyecan durumunda ne kadar akademik olarak hazır olunsa da var olan bilgileri kullanmak zorlaşacaktır. Kaygının rahatsız edici fizyolojik boyutlara ulaşmasını sağlayan bireyin ta kendisidir. Bireyin olayları değerlendirme ve yorumlama biçimi, düşünme şekli kaygının ve stresin temel kaynağıdır" ifadelerine yer verildi.

SINAV KAYGISI BAŞARININ ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGELDİR

Açıklamada, en önemli noktanın stres ve kaygıdan kaçmak değil, onunla birlikte yaşamayı becerebilmek olduğu vurgulanarak, "Özgüvenini kaybetmeyen, olayların kontrolünü elinde tutan hatalarını bilen, hatalarıyla başa çıkma yollarını arayan ve öğrenen birey kaygıyı en aza indirgeyendir. Motivasyon düzeyi kaygının en önemli etkenlerinden biridir. Yapılacak bir iş basit ve kolaysa yüksek derecede güdüleme verimi artırır.

Buna karşın e okul yapılacak iş matematik testi çözümü gibi bilişsel süreçleri içeren karmaşık bir durumu gösteriyorsa o zaman yüksek güdüleme verimi azaltır. Sınavın sadece bilgilerimizi sınamak olduğu düşünüldüğünde başarımız o oranda artar. Dolayısıyla sınav kaygısı başarının önündeki en büyük engeldir" denildi.

Sağlık Bakanlığı, öğrencilerin sınav kaygısı yaşamalarının nedenlerini şöyle sıraladı:

"Aile ve çevrenin yüksek beklenti düzeyi. Hedefi gözünde büyütme. Başarısızlık ve sınav sonuçları hakkında saplantılı düşünceler. Çalışma zamanını plansız ve doğru kullanamama. Verimsiz çalışma alışkanlıkları. Sorumlulukları erteleme, başarısız değerlendirilme korkusu. Dikkati toplayamama ve aşırı heyecanlı olma korkusu şeklinde sayılabilir."

Sınav kaygısının fiziksel ve duygusal belirtileri ise şöyle sıralandı:

"- Fiziksel Belirtiler: Karın ağrısı, bağırsak hareketlerinde değişme (ishal, kabızlık), mide şikayetleri, kalp çarpıntısı, nefes darlığı, hızlı nefes alma, terleme, titreme, baş ağrısı, baş dönmesi, huzursuzluk, uyku, uyuşukluk, yorgunluk, yeme alışkanlığında değişiklikler.

- Duygusal Belirtiler: Sinirlilik, karamsarlık, hayal kırıklığı, korku, mutsuzluk, tedirginlik, endişe, beklentilere cevap verememe gibi."

VAROLAN KAYGINIZI PANİĞE DÖNÜŞTÜRMEYİNİZ


Sınav kaygısıyla başa çıkmanın 2 yolu olduğu vurgulanan açıklamada, bu aşamalar şöyle tanımlandı:

"1. aşaması: Sınavdan önce sınava iyi hazırlanılmış olarak girilmeli, uykusuz ve aç olunmamalı, asitli içecekler( kola vb., kırmızı et ve baharatlı yiyecekler stresi arttırabileceğinden bu tür yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Bunların yerine e okul  stresi azaltan meyve ve taze sebze yenilmelidir. Sınav yerine zamanında gidilmeli, acele edilmemeli, son ana kadar ders çalışılmamalı, sınavdan önce gevşeme egzersizleri yapılmalıdır. 2. aşaması: Başaramayacağım, sorular zor olacak, bilmediğim konular çıkacak gibi kendinizle iç konuşmalar yapılmamalıdır. Varolan kaygınızı paniğe dönüştürmeyiniz. Eğer aşırı bir kaygıya kapılmış iseniz 2 dakika sınavı bırakınız. e okul  Düzgün nefesler alıp vererek sınavdaki diğer insanlara bakarak yalnız olmadığınızı ve dahası herkesin heyecanlı olduğunu düşününüz. Zamanı doğru ayarlayın, rahatlamak için arada bir oturma pozisyonunuzu değiştirin, sizden önce sınavdan çıkanları görüp endişeye kapılmayın, son dakikaya kadar zamanınızı iyi kullanınız."

Kaygıları azaltma yolunda en önemli adımın e okul  doğru ve derin nefes almayı öğrenmek olduğunun altını çizen bakanlık, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Aşırı kaygıdan dolayı panik yaşandığı zamanlarda kan damarları daralır ve vücut sıcaklığı düşer. Doğru ve derin nefes alınırsa kan vücudun bütün noktalarına yayılır ve bu sayede kaygının şiddeti azalır. Öncelikle öğrencinin; başarısız olursam aileme ne derim, tanıdıklarım benim hakkımda ne düşünürler gibi sorulardan arındırılması gerekir.

Aileler çocuklarına sadece başarılı olduklarında değil, her zaman yanlarında olduklarını hissettirmelidirler. Öğrenci Kardeşim unutma, niyetinden başka bir şey yaratamazsın. Güçsüzlüğünde, mutluluğunda mutsuzluğunda niyetinde saklıdır. Binlerce öğrencinin büyük bir heyecan içinde beklediği üniversite giriş sınavı (ÖSS) başta olmak üzere diğer sınavlar (ÖSS, OKS, SBS vb.) yaklaşmaktadır.

Öğrenciler sınav öncesi ve sınav sabahı yoğun stres içinde olmaktadırlar. Stres ve heyecan ise insan vücudunun enerji tüketimini artırmaktadır. Sınavlarda hiçbir besin başarıyı tek başına, mucizevi bir şekilde etkilemez. Tüm öğrencilerimizin, özellikle bu günlerde beslenme kurallarına uymaları oldukça önemlidir."

SBS ve ÖSS için reçete

  • 2/6/2009
Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt, SBS ve ÖSS'ye hazırlanan öğrencilere, test çözerken mutlaka zaman tutmaya özen göstermeleri ve deneme sınavlarının sonuçlarını abartmamaları uyarısında bulundu.


International Hospital'dan Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt, SBS ve ÖSS için sayılı günler kala sınavlara hazırlanan öğrencilere çeşitli uyarılarda bulundu. Kalan süre için gerçekçi bir plan hazırlanması gerektiği uyarısında bulunarak, "Örneğin elinizdeki tüm kaynakları bitirmek isteyebilirsiniz. Ancak kalan zamanda tüm soruları bitirecek vaktiniz olmayabilir. Zamanınızı eksik olduğunuz konularda sorular çözme yönünde planlayabilirsiniz. Elinizdeki çözmek istediğiniz soruları ve sınava kadar bu soruları hangi günlerde bitireceğinizi belirleyin" dedi.

Deneme sınavlarının sonuçlarının abartılmaması gerektiğini anlatan Yeşilyurt, "Bu sonuçlar sizin eksik olduğunuz konuları tespit edebilmek için yapılmaktadır. Morali bozmak ve ' bu gidişle bir şey yapamam 'demek yerine 'eksik olduğum konuları tespit ediyorum' düşüncesiyle sınav sonuçlarını değerlendirin. Konu eksiklerini belirlediğinizde bunu telafi edecek zamanınızın olduğunu unutmayın. Eksiklerinizi deneme sınavlarında fark etmek sınavda fark etmekten daha iyidir" diye konuştu.

Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt, okul ve bölüm seçiminin de sınav sonrasına ertelenmesi gerektiğini ifade ederek, "Kalan süreyi daha çok sınav öncesi yapacaklarınız için değerlendirin. Sınav sonrasında karar vermek için yeterince zamanınız olacak" açıklamasında bulundu.

Deneme sınavlarının sadece soru çözmede değil, sınav ortamına fizyolojik ve psikolojik olarak da hazırlanılmasına yardımcı olduğunu belirten Dr. Ferahim Yeşilyurt, "Çünkü sınav anında uzun süre tuvalete gidemeyecek, aynı sırada oturacak ve yemek yiyemeyeceksiniz. Bu alışkanlıklar sınav ortamında kazanılır" dedi.

Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt, evde test çözerken mutlaka zaman tutmaya özen gösterilmesi gerektiği uyarısında da bulunarak açıklamalarını şöyle tamamladı;

"Çünkü ÖSYM tarafından yapılan sınavlarda soruyu çözmenizden ziyade soruyu belirli bir zamanda çözmeniz önem kazanmaktadır. Evde test çözerken süre tutmanız size bu alışkanlığı kazandıracaktır. Sınav esnasında öğrenciler pek çok sorunla baş etmek zorunda kalırlar. Bu sorunlarla baş etmek için hazırlıklı olunmalıdır.

Örneğin üst üste birkaç soru yapamadığınızda neler hissedersiniz? Neler düşünürsünüz? Bu durum sizi nasıl etkiler ve nasıl baş edersiniz? Bu durumun örneklerini girdiğiniz deneme sınavlarında bulmaya çalışın. Sınavda psikolojik dayanıklılığınızı geliştirmeniz sınav performansınızı çok yakından etkileyecektir".

Okullara e-kayıt başvuruları

  • 15/4/2009
E-Kayıt başvuruları ilköğretimde 1 Haziran, liselerde 1 Ağustos 2009 tarihinde başlayacak. 2009-2010 eğitim-öğretim yılı kayıt başvuruları, internet üzerinden gerçekleştirilecek. Bu kayıt döneminden itibaren şehit ve gazi çocuklarının yanı sıra özel eğitime ihtiyacı olan çocuklar da istedikleri okula kaydolabilecekler. E okul uygulamasından sonra Bailatılan ugulama beğeni topladı
Milli Eğitim Bakanlığı, ilköğretim okullarına e-kayıt uygulaması konusunda bir genelge yayımlayarak, öğrenci yerleştirme komisyonlarının çalışmalara başlamalarını istedi. Genelgede, konuyla ilgili kanun ve yönetmelik hükümlerine işaret edilerek 2009-2010 eğitim-öğretim yılından itibaren ilköğretim okullarına öğrenci kayıtlarının Ulusal Adres Veri Tabanı'ndaki adresler ve çocukların MERNİS nüfus bilgilerinin esas alınarak elektronik ortamda gerçekleştirileceği vurgulandı.

 Ortaöğretim
Ortaöğretimde de sınavla öğrenci alan fen ve anadolu ile sosyal bilimler liseleri dışındaki liselere kayıt başvuruları 1 Ağustos 2009'da başlayacak. Ortaöğretimde de kayıt başvuruları internet üzerinden gerçekleştirilecek ve ilköğretim okullarındaki yöntem aynen izlenecek. Bu çerçevede il ve ilçelerde kurulacak ''Öğrenci Yerleştirme Komisyonları'' her okulun kayıt bölgesini ve kontenjanını belirleyecek. Belirlenen kayıt bölgeleri okul müdürlüklerine bildirilecek. Okul müdürlükleri, kontenjanlarındaki öğrenci sayısı kadar kayıt yapacak.

İnternet üzerinden kayıt
İnternet üzerinden okula kayıt uygulaması, adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre öğrencilerin, velilerin ikametlerine en yakın okullara yerleştirilmesini esas alıyor. Bu çerçevede veliler, internet aracılığıyla Milli Eğitim Bakanlığının web sitesinden form doldurarak kayıt başvurusu yapabiliyor.Velilerin başvuruları değerlendirildikten sonra öğrenciler, öğrenci yerleştirme komisyonlarınca ikametgahlarına en yakın okula yerleştiriliyor. Öğrencilerin hangi okullara yerleştirildikleri listelerle ilan ediliyor. Öğrencilerin kesin kayıt işlemleri ise ilan edilen bu listelere göre okul müdürlüklerince gerçekleştiriliyor.

SBS başvuruları bugün sona eriyor

  • 10/4/2009
Seviye Belirleme Sınavı’na (SBS) başvuru için tanınan ek süre bugün sona eriyor. Sınava başvuracakların T.C Kimlik Numarası ile 10 TL sınav ücretini yatırması yeterli.

İlköğretim 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerine yönelik yapılan SBS için başvuruları bugün sora eriyor.
6-7 ve 13 Haziran 2009 tarihlerinde yapılacak SBS’ye başvurular 2-20 Mart tarihleri arasında yapılırken Milli Eğitim Bakanlığı çeşitli nedenlerle başvuramayan öğrenciler için 6-10 Nisan arasında ek süre tanımıştı.

Sınava başvuracak adayların T.C Kimlik Numarası ile 10 TL sınav ücretini Ziraat Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası veya Türkiye Halk Bankası şubelerinden birine ‘Kurumsal Tahsilat Programı’ aracılığıyla yatırması, banka dekontunu da saklamaları gerekiyor. Bankaya sınav ücretini yatıran öğrencinin başvurusu otomatik yapılmış olacak.

Milli Eğitim Bakanlığı, sınav ücreti olan 10 TL’yi veremeyecek öğrenciler için çevre imkanları, okul aile birlikleri ile sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarından destek alınabileceğini bildirirken, sınav ücretinin alınmaması yönünde bir açıklama yapmadı. Ancak Bakanlık, okul yönetimlerinden gerekirse aileleriyle temasa geçerek sınava bütün öğrencilerin başvurmasının sağlanması talimatı verdi.

Öss Zededen Nasihatlar

  • 10/2/2009
Özellikle ilk okul çağında çocuğu olan veliler bu yazımdan kendileri ve çocuklarının geleceği için büyük bir pay çıkarabilirler.
20 yaşında öss tarafından etkisiz hale getirilmiş biri olarak bu duruma düşmemin nedenlerini düşünecek çok vaktim oldu.  Lise sona kadar öss hakkında hiç birşey bilmeyerek başladığım yolda sona ulaşamamın nedenin yanlış yerde daha doğrusu geç başlamamın neden olduğunu anlamam fazla uzun sürmedi. Peki neden geç başlamıştım? Belki yapımın, sorunların hep üstesinden gelerim şeklinde olması ve bugünün işini sürekli yarına bırakmayı sevmemden kaynaklanan bir durumdu ya da ailemin yeterince etkili olamamasıydı. Sebebi her ne olursa olsun asıl sorun ilk okulda çocuğa öğrenmesi gereken bilgileri vermemekten kaynaklanır. Eğer bir çocuk ilk okulda alfabeyi baştan sona ezbere bilmiyorsa bu çocuk 2. sınıfa geçtiğinde de alfabeyi öğrenemeyecek ve bunun sıkıntısını öğerenim hayatı boyunca çekecektir. 
Kısaca belirtmek gerekirse, aslında öğretmenin yapması gereken öğrenci takip işini velilerin mutlaka kendi çocuklarına yapması gerekir. Çocuğunun 1. sınıfı bitirip ikinci sınıfa geçtiğinde öğrenmiş olması gereken şeyleri  gerçekten öğrenmişmi diye kontrol etmeli ve bir eksiği varsa bunu kısa sürede gidermesi gerekir. Eğer bir öğrenci ilk okulda çarpım tablosunu ezberliyemediyse sonraki derslerde çarpım tablosu, kare kök, kesir, denklem..... şeklinde uzanyan hiç bir işlemi sağlıklı bir şekilde öğrenemeyecektir. Çocuğunuzun lise hayatına arkasında bıraktığı çığ gibi sorunlar ile geçmesini istemiyorsanız  eğitim hayatını iyi takip edin.
<-Önceki::